Kurtuluş Savaşı (Milli Mücadele) Özet

Mondros Ateşkes Antlaşmasından kısa bir süre sonra İtilaf Devletleri Mütarekenin 7. maddesine dayanarak Anadolu’yu işgal etmeye başladılar. Osmanlı Hükümeti işgallere karşı duyarsız kalınca halk kendi başına teşkilatlanarak işgallere karşı koymaya çalıştı. İşte halkın vatanı koruma ve bağımsız yaşama arzusuyla ortaya çıkardığı bu teşkilata Kuvayımilliye (Milli Kuvvetler ) denilmiştir.
Kuvayımilliye birlikleri Yunanlılara karşı Ayvalık kıyılarından başlayarak Soma, Akhisar, Salihli, Nazilli kasabalarının batısından geçen bir hat üzerinde ortak bir cephe oluşturdular. Kurtuluş Savaşı sırasında kurulan bu cepheye Batı Cephesi denilmiştir.
Düzenli ordular kuruluncaya kadar Batı Anadolu’yu Yunanlılara karşı Kuvayımilliye birlikleri savunmuştur. Düşman ilerleyişini zaman zaman durdurmakla beraber onlara önemli kayıplar da verdirmişlerdir.
Mustafa Kemal Anadolu’ya geçmek ve Kurtuluş Savaşı’nı başlatmak için çalışmalar yapmaktaydı. Ancak Anadolu’ya geçmesi için bir göreve atanması gerekiyordu. İşte bu sırada işgal kuvvetleri Osmanlı Hükûmeti’ne bir ültimatom vererek, Samsun ve Trabzon dolaylarında asayişin bozulduğunu, Türklerin Rumlara saldırdığını bildirdiler. Osmanlı Hükûmeti’nden buralarda asayişin sağlanmasını istediler. Osmanlı Hükümeti bu bölgede asayişi sağlamak üzere Mustafa Kemal’i 9. Ordu Müfettişi olarak gönderdi.
Mustafa Kemal 16 Mayıs 1919’da İstanbul’dan ayrılarak 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak bastı. Hemen çalışmalarına başlayarak bölgedeki durumla ilgili rapor hazırlayıp İstanbul’a gönderdi. Bu raporda bölgedeki karışıklıkları çıkaranların Rum çeteleri olduğunu belirtmiştir.
25 Mayıs 1919’da Havza’ya geçen Mustafa Kemal 28 Mayıs 1919’da Havza Genelgesi’ni yayınladı. Buna göre; işgalleri protesto etmek amacıyla mitingler düzenlenecek, İtilaf Devletleri elçiliklerine telgraf çekilecektir. Mustafa Kemal bununla ulusal bilincin uyanmasını sağlamak istemiştir.
Mustafa Kemal 12 Haziran 1919’da Amasya’ya geçmiş ve burada Amasya Genelgesi’ni hazırlayarak yayınlamıştır. Kurtuluş Savaşı’nın çerçeve planı olan bu genelge ile Milli Mücadelenin amacı, gerekçesi ve yöntemi belirtilerek millet mücadeleye davet edilmiştir.
Amasya Genelgesi ile Erzurum’da bir kongre yapılacağı duyurulmuştu. Bunun için Erzurum Kongresi, 23 Temmuz 1919’da toplanmıştır. Kongrenin başkanlığını Mustafa Kemal yapmıştır. Doğu Anadolu’nun bütünlüğünü korumak ve bölgenin parçalanmasına engel olmak için toplanan Erzurum Kongresi ; amacı, toplanış şekli ve yapısı bakımından mahalli bir kongredir. Çünkü kongre Doğu Anadolu’daki temsilcilerin katılımıyla toplanmıştır. Bölgesel bir kongre olmasına rağmen alınan kararlar bakımından Millî kongre niteliği taşımaktadır. Erzurum Kongresi sonucunda millî egemenliği koşulsuz olarak gerçekleştirme düşüncesi ortaya çıkmıştır. Kongre dağılmadan Mustafa Kemal’in başkanlığında 9 kişilik bir Heyeti Temsiliye ( Temsil Heyeti) seçilmiştir. Kongre bu heyete gerektiğinde hükûmet olarak iş yapma yetkisini de vermiştir. Erzurum Kongresi’yle Doğu Anadolu’da kurulan cemiyetler birleştirilmiştir.
Mustafa Kemal Amasya Genelgesi ile Sivas’ta millî bir kongrenin toplanacağını duyurmuştu. Bu amaçla 29 Ağustos 1919’da Erzurum’dan ayrılan Mustafa Kemal
2 Eylül 1919’da Sivas’a geldi. Kongre 4 Eylül 1919 tarihinde Mustafa Kemal’in başkanlığında toplandı. Kongre’ye bütün yurttan gelen delegeler katıldı. Sivas Kongresi bu yönüyle millî bir kongredir. Millî Mücadele’yi bir merkezden sevk ve idare etmek amacıyla Sivas Kongresi’nde bütün millî cemiyetler birleştirildi. Erzurum Kongresi kararları aynen benimsendi ve bütün millete mal edildi.
Mustafa Kemal, Samsun’a ayak basar basmaz millî mücadele hareketini başlatmıştı. Bu hareket Osmanlı Hükümeti tarafından iyi karşılanmıyordu. İstanbul’a dönmesi için kendisine sürekli emirler gönderiyordu. O bu emirleri dinlemeyerek halkı bilinçlendirmeye ve millî teşkilatlan bir amaç etrafında toplama çalışmalarına devam etti. Bunun üzerine İstanbul Hükümeti Mustafa Kemal’i görevinden uzaklaştırdı. Ancak Anadolu’daki çalışmaları ile güç kazanan Mustafa Kemal aldığı tedbirlerle Damat Ferit Hükûmeti’nin istifa etmesini sağlamıştır. Yerine Anadolu’daki millî hareketin etkisiyle Ali Rıza Paşa Hükümeti kurulmuştur. Bu hükûmet Temsil Heyetine karşı daha uzlaşmacı bir tavır sergilemiştir. Temsil Heyeti ile anlaşmak için Bahriye Nazırı Salih Paşa’yı Amasya’ya göndermiş ve tarihi Amasya Görüşmeleri yapılmıştır. Böylece İstanbul Hükümeti Temsil Heyetini resmen tanımış oluyordu.
Amasya Görüşmeleri’nde alınan kararlardan sadece Meclis-i Mebusanın açılması İstanbul Hükümeti’nce kabul ediliştir. Meclisin toplanması için yapılan seçimleri büyük bir çoğunlukla Müdafaa-i Hukuk’çular kazandı. Meclisin İstanbul’da toplanması kesinleşince Mustafa Kemal Meclis-i Mebusanın çalışmalarını daha yakından takip etmek için Temsil Heyeti ile birlikte 27 Aralık 1919 tarihinde Sivas’tan Ankara’ya geldi.
Meclis-i Mebusan 12 Ocak 1920’de İstanbul’da toplanır. Çalışmalarına başlayan meclis Erzurum ve Sivas Kongreleri doğrultusunda Ankara’da Mustafa Kemal ve arkadaşları tarafından hazırlanan Misakımillî kararlarını 28 Ocak 1920’de kabul eder. Yeni Türk Devleti’nin sınırlarını çizen Misakımillî’nin mecliste kabul edilmesi üzerine İtilaf Devletleri İstanbul’u 16 Mart 1920’de resmen işgal ettiler. Meclisi basan İtilaf kuvvetleri çok sayıda milletvekillerini tutuklamış ve meclisi dağıtmışlardır.
İtilaf Devletleri’nin Mebusan Meclisini basmaları ve üyelerini tutuklamaları millî iradeye yönelmiş saldırı idi. Bu durum milleti haklarını savunacak bir meclisten yoksun bırakmıştı. Bu nedenle Mustafa Kemal Ankara’da olağanüstü yetkilere sahip bir meclisi açmak için harekete geçti. Seçimlerin yapılmasını istedi.
Seçimler yapıldı ve 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi Ankara’da açıldı. Böylece millet egemenliğine dayanan yeni Türk Devleti’nin temelleri atılmış ve millet yönetimde söz sahibi olmuştur.
Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılmasıyla yeni Türk Devleti kurulmuş oldu. Ancak bu yeni devletin bir anayasası bulunmamaktaydı.
Anayasa; bir devletin yönetim biçimini belirtir. Yasama, yürütme ve yargı yetkilerinin nasıl kullanılacağını gösterir. Vatandaşların temel hak ve görevlerini bildirir. Bundan dolayı anayasasız bir devlet düşünülemezdi.
Yeni Türk Devleti’nin ilk anayasası, 20 Ocak 1921’de Türkiye Büyük Millet Meclisinin kabul ettiği Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’dur. Bu anayasaya göre; egemenlik millete aittir. Güçler birliği ilkesi ve Meclis Hükümeti sistemi kabul edilmiştir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldıktan sonra İstanbul Hükümeti (Damat Ferit Hükümeti) Anadolu’da kurulan düzeni yıkmak ve Milli Mücadele’yi önlemek için elinden geleni yapmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisine karşı çıkan ayaklanmaları desteklemiştir. Mustafa Kemal ve arkadaşlarını İstanbul sıkı yönetim mahkemesinde idama mahkum ettirmiştir. Anadolu’daki millî hareketi Osmanlı Devleti’ne karşı bir isyan olarak gösteren fetvalar yayınlattırmıştır. Anadolu halkını millî harekete karşı kışkırtmıştır.
İstanbul Hükûmeti’nin olumsuz çalışmaları yurt düzeyinde etkisini göstermiştir. Milli Mücadele hareketini engellemek için Anadolu’da yer yer ayaklanmalar çıkmıştır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi ayaklanmaları bastırmak için Hiyanet-i Vataniye Kanununu çıkardı ve İstiklal Mahkemelerini kurdu.
Birinci Dünya Savaşı sona erdiğinde İtilaf Devletleri yendikleri devletlerle kesin antlaşmalar imzalamışlardır. Ancak Osmanlı Devleti ile henüz bir antlaşma yapmamışlardı. Bu nedenle İtilaf Devletleri İtalya’nın San Remo kentinde bir araya gelerek Osmanlı Devleti ile imzalanacak barış antlaşmasının esaslarını belirlediler. San Remo’da belirlenen barış taslağı Saltanat Şurası’nda kabul edildikten sonra Osmanlı barış heyeti Fransa’ya giderek antlaşmayı imzaladı ( 10 Ağustos 1920). Osmanlı Devleti’nin parçalanmasını amaçlayan bu antlaşma Paris yakınlarındaki Sevres (Sevr) kasabasında imzalandığı için tarihe Sevr Antlaşması olarak geçmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Sevr Antlaşması’nı tanımadığını bildirerek bu antlaşmayı imzalayanları ve onaylayanları vatan haini ilan etmiştir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldıktan sonra düzenli bir millî ordunun kurulmasına karar verildi. Çünkü belli bir merkezi otoriteye bağlı olmayan askerlik tekniğini bilmeyen Kuvayıımillî ile millî bağımsızlığa ulaşmak mümkün değildi. Dolayısıyla düzenli bir ordunun kurulması gerekliydi. Bunun için askere alma işlemlerine hız verildi. Kuvayımilliye birliklerinin Batı Cephesi komutanının emrinde toplanmasına karar verildi. Batı Cephesi kuzey ve güney olarak ikiye ayrıldı. Kuzey kısmına Albay
İsmet (İnönü) Bey, güney kısmına Refet (Bele) Bey getirildi. Her iki cephede Genelkurmay Başkanlığına bağlandı. Böylece Kuvayımilliye hareketine son verilmiş oldu.
Kurtuluş Savaşı’nda Doğu Cephesi’nde Ermenilerle savaş yapılmıştır. Osmanlı Devleti’nde devlete olan bağlılıklarından dolayı Ermenilere Millet-i Sadıka denilmiştir. Ancak Fransız İhtilali’nin yaydığı milliyetçilik akımı ve Rusların kışkırtmaları ile Ermeniler harekete geçmişlerdir. Ermeni sorunu ilk defa 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonucunda imzalanan Berlin Antlaşması’yla ortaya çıktı. Rusların amacı Doğu Anadolu’yu Osmanlı’dan kopararak bu bölgede kendisine bağlı bir Ermeni devleti kurdurarak Akdeniz’e inmekti. Ermenileri bu amaçla örgütlemiş ve Osmanlıya karşı kullanmıştır. Rusya’nın bu hedefi İngiltere’nin çıkarlarını tehlikeye düşürdüğü için İngiltere de Ermenilerle ilgilenmeye başlamıştır. İngiltere Rusya’nın bu bölgede tek başına söz sahibi olmasını önlemek için Ermeni konusunu kendi çıkarları doğrultusunda kullanmak için onları kışkırtıyordu. Her iki devletin kışkırtmaları ile Ermeniler I. Dünya Savaşı’na kadar çeşitli isyanlar çıkardılarsa da başarılı olamadılar.
I. Dünya Savaşı sırasında Kafkas Cephesi’nde Ruslarla işbirliği yapan Ermeniler, savunmasız Türk halkını acımasızca katlettiler. Bu nedenle Osmanlı Hükümeti Tehcir Kanunu’nu çıkararak Ermenileri başka yerlere göç ettirmek zorunda kalmıştır. Kanun gereği Ermeniler savaş alanı dışında bir Osmanlı toprağı olan Suriye ve Lübnan’a yerleştirildiler.
Rusya I. Dünya Savaşı’ndan çekilerek Kafkasları boşalttı. Ermeniler de Kafkaslarda Ermenistan Devleti’ni kurdular. Doğu Anadolu’yu işgal etmeye başlayan Ermeniler Müslümanlara insanlık dışı zulümler yaptılar. Bunun üzerine Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti Ermenistan üzerine sefer kararı verdi. Doğu Cephesi Komutanı Kazım Karabekir’in emrindeki birlikler Ermenilere karşı saldırıya geçerek Kars ve Sarıkamış’ı kurtardı. Gümrü’yü ele geçirdi. Zor durumda kalan Ermeniler barış istedi¬ler. 3 Aralık 1920’de Ermenilerle Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti arasında Gümrü Antlaşması imzalandı. Bu antlaşma ile Ermeni meselesi halledilmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi ilk askeri ve siyasi başarısını kanıtlamıştır. Ermenistan Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni tanıyan ilk devlet olmuştur. Ermeniler Sevr Antlaşması’nı tanımadıklarını belirtmişlerdir.
Kurtuluş Savaşı’nda Güney Cephesi’ndeki savaşlar Fransızlarla yapılmıştır. Adana, Antep, Urfa ve Maraş çevresini daha önce İngilizler işgal etmişlerdir. Daha sonra aralarında yaptıkları bir antlaşma ile İngilizler buraları Fransızlara devretmiştir. Fransızlar, Maraş, Urfa ve Antep şehirlerini işgal ettikten sonra Ermenilerle işbirliği yaparak bu şehirlerde yaşayan Türk halkına her türlü hakaretler yapmışlardır. Bu hakaretlere daha fazla dayanamayan Urfa, Maraş ve Antep halkı millî kuvvetlerle işbirliği yaparak şehirlerini kahramanca savunmuşlardır. Güney Cephesi’ndeki bu direniş karşısında daha fazla tutunamayacağını anlayan Fransızlar, Batı Cephesi’nde kazanılan Sakarya Zaferi’nin sonucunda Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti ile 20 Ekim 1921’de Ankara Antlaşması’nı yapmışlardır. Bu antlaşma ile Güney Cephesi’nde Fransızlarla aramızdaki savaş sona ermiş Güney Cephesi kapanmıştır.
Batı Cephesi’ndeki savaşlar Yunanlılara karşı yapılmıştır. Yeni kurulan düzenli orduların savaştığı ilk cephe Batı Cephesidir. Kurtuluş Savaşı’nın kaderini belirleyen savaşlar bu cephede yapılmıştır. Batı Cephesi’nde yapılan önemli savaşlar; I. ve II. İnönü Muharebeleri, Kütahya-Eskişehir Savaşları, Sakarya Savaşı ve Büyük Taarruzdur. Türk ordusu bu savaşlardan sadece Kütahya-Eskişehir Savaşlarında yenilmiştir.
I. İnönü Savaşı’yla düzenli ordular ilk başarısını elde ettiler. Bu savaş sonunda Sovyet Rusya Türkiye Büyük Millet Meclisi ile Moskova Antlaşması’nı imzaladı. Sovyet Rusya yeni Türk Devleti’ni ve Misakımillî’yi tanıdı. Sevr Antlaşması’nı tanımadığını kabul etti.
Yine I. İnönü Muharebesi sonucunda İtilaf Devletleri Sevr Antlaşması’nın şartlarını yeniden gözden geçirmek üzere Türk Hükümetini Londra Konferansı’na davet ettiler. Bu konferansta Türkiye temsilcisi Misakımillî’yi dünya kamuoyuna anlatmıştır. Yeni Türk Devleti’nin barıştan yana olduğu kanıtlanmıştır. Konferansa davet edilmekle Yeni Türk Devleti İtilaf Devletleri’nce resmen tanınmıştır.
II. İnönü Muharebesi düzenli orduların ikinci zaferidir. Bu savaş sonucunda İtalyanlar işgal ettikleri Güneybatı Anadolu’dan kuvvetlerini çekmeye başladılar. İki kısma ayrılan Batı Cephesi birleştirilerek bütün Batı Cephesi komutanlığına İsmet Paşa getirildi.
Kütahya - Eskişehir Savaşları düzenli ordularının Kurtuluş Savaşı’nda aldığı ilk ve tek yenilgidir. Bu savaş sonucunda Eskişehir, Kütahya ve Afyon Yunan işgaline uğradı. Mustafa Kemal başkomutanlık görevini aldıktan sonra Sakarya Savaşına hazırlıklı olmak için asker sayısını arttırmak, ordunun taşıt, silah, yiyecek ve giyecek ihtiyaçlarını tamamlamak için Tekâlif-i Milliye Emirlerini yayınladı.
Sakarya Savaşı Türk ordularının zaferi ile sonuçlanmıştır. Bu savaşın sonucunda: Mustafa Kemal’e Gazilik unvanı ve Mareşallik rütbesi verildi. Yunan ordusu savunmaya Türk ordusu ise taarruza geçmiştir. Rusya’nın aracılığı ile Kafkas Cumhuriyetleri (Ermenistan, Gürcistan, Azerbaycan) ile Kars Antlaşması yapıldı. Bu antlaşmayla doğu sınırımız kesin şeklini almıştır. Yine Sakarya Savaşı sonucunda Fransa ile Türkiye Büyük Millet Meclisi arasında Ankara Antlaşması yapıldı. Bu antlaşma ile iki ülke arasındaki savaş durumu sona erdi. Güney Cephesi kapandı. İskenderun ve Hatay hariç bugünkü Suriye sınırı çizildi.
Türkiye Büyük Millet Meclisi, Sakarya Zaferi’nden sonra orduyu taarruz için hazırlamaya başladı. Çünkü bağımsızlık için kesin zaferin kazanılması gerekiyordu. Hazırlıklar tamamlanarak 26 Ağustos 1922’de başlayan taarruz ile Batı Anadolu 18 Eylül 1922’de Yunan işgalinden kurtarılmıştır. Batı Anadolu düşmandan temizlendikten sonra Türk ordusu Çanakkale ve İstanbul üzerine yürüyüşe geçti. Amaç Trakya,
İstanbul ve Boğazların işgalden kurtarılmasıydı. Bu durum İngilizleri telaşlandırdı. İngiltere İstanbul ve Boğazlan elden bırakmamak için Fransa ve İtalya’nın yardımını sağlamak istediyse de bu mümkün olmadı. Yalnız kalan İngiltere isteklerinden vazgeçti. İtilaf Devletleri görüşmek üzere Türk Hükûmeti’ne ateşkes önerisinde bulundular.
Bunun sonucunda Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalandı (11 Ekim 1922). Mudanya Ateşkes Antlaşması’yla Kurtuluş Savaşı’nın askeri safhası bitmiş, diplomasi safhası başlamıştır. İstanbul, Boğazlar ve Doğu Trakya savaş yapılmadan kurtarılmıştır.
Anadolu’nun düşman işgalinden kurtarılması ve Mudanya Ateşkes Antlaşması’nın imzalanmasıyla silahlı mücadele sona erdi. Sıra kalıcı ve şerefli bir antlaşmayla varlığımızı ve bağımsızlığımızı kabul ettirmeye gelmişti. İtilaf Devletleri barış konferansının İsviçre’nin Lozan (Lousanne) kentinde yapılacağına karar verdikten sonra toplantıya Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti ile beraber İstanbul Hükümeti’ni de davet ettiler ( 28 Ekim 1922). Amaçları Türk tarafı arasında görüş ayrılığı yaratmak ve istek¬lerini kolayca kabul ettirmekti. Ancak buna fırsat verilmedi. Türkiye Büyük Millet Meclisi 1 Kasım 1922 de aldığı bir kararla saltanat ve hilafeti bir birinden ayırarak saltanatı kaldırdı. Böylece Osmanlı Devleti’nin hukuki varlığı sona erdi. Türk Hükûmeti’nin konferansa milletin tek ve gerçek temsilcisi olarak katılması sağlanarak İtilaf Devletleri’nin planlan bozuldu.
20 Kasım 1922’de açılan Lozan Konferansı’na, Türkiye, İngiltere, Fransa, İtalya, Yunanistan, Japonya, Yugoslavya devletleri katıldı. Boğazlar konusunda da Sovyet Rusya ile Bulgaristan katıldı. Amerika Birleşik Devletleri de gözlemci sıfatı ile konferansta bulundu. Türk barış heyetine Dış İşleri Bakanlığına atanan İsmet Paşa başkanlık etti. İtilaf Devletleri’nin tutumları nedeniyle Irak sınırı, kapitülasyonların kaldırılması ve Osmanlı borçlan konularında uzlaşma sağlanamadı ve görüşmeler kesildi.
23 Nisan 1923’te görüşmeler yeniden başladı ve Lozan Barış Antlaşması
24 Temmuz 1923’te imzalandı.
Lozan Barış Antlaşmasıyla Türk Devleti, varlığını ve tam bağımsızlığını bütün dünyaya resmen kabul ettirdi. Irak sınırı ve Hatay dışında Misakımillî tümüyle gerçekleştirildi.
23 Nisan 1920’de açılmış olan I. Türkiye Büyük Millet Meclisi olağanüstü şartlarda çalışmış ve bağımsızlığı sağlamaya yönelik faaliyetlerde bulunmuştur. Oldukça yıpranmış olan bu meclisin yenilenmesi gerekiyordu. Bu amaçla 1 Nisan 1923’te Türkiye Büyük Millet Meclisi seçim karan aldı. Mustafa Kemal Halk Partisini kurarak yeni bir kadro ile seçimlere katıldı. 11 Ağustos 1923’te ikinci Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldı. Bu meclis çok sayıda köklü inkılaplar yapmıştır. Bundan dolayı inkılapçı bir meclis olarak isimlendirilmiştir.

Kategori: 
Konu ile İlgili Resimler: 
kurtuluş savaşı

Yorumlar

çok teşekkür ederim

Yeni yorum ekle

Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.